Sara Pardo, İzmir Sefaradlarının Tarihsel Yolculuğunu ve Kültürel Mirasını Anlattı
Özel Haber-İletişim Uzmanı Sibel Önbaş'ın yapımcılığını ve sunumunu üstlendiği “Lezzet Hikayeleri” programına konuk olan yazar ve profesyonel rehber Sara Pardo, İzmir’in çok kültürlü yapısında önemli bir yere sahip olan Sefaradların Anadolu’ya geliş sürecini, kentin ticari tarihindeki rollerini ve İzmir’deki sosyal yaşam pratiklerini detaylarıyla aktardı.
Batuhan Yiğit-Programda İzmir'in tarihsel arka planına değinen Sara Pardo, Yahudilerin Anadolu’daki varlığının yaklaşık 2600 yıl öncesine dayandığını belirtti. Pardo, Ege Bölgesi'ne Milattan Önce 3. yüzyılda gelen ve zamanla yerel kültürle harmanlanarak "Romaniotlar" adını alan toplulukların, Tire, Manisa ve Aydın gibi bölgelere yerleştiğini ifade etti. Pardo, en büyük göç dalgasının ise 1492 yılında İspanya ve sonrasında Portekiz'den Osmanlı topraklarına gerçekleştiğini; bu nüfusun başlangıçta Selanik, Edirne ve İstanbul gibi merkezlere yöneldiğini kaydetti.
İzmir’in Ticari Yükselişi ve Göç Hareketleri
İzmir'in 1402 yılında Timur tarafından uğradığı yıkımın ardından uzun süre toparlanamadığını belirten Pardo, kentin kaderinin 17. yüzyılda ticaret yollarının değişmesiyle döndüğünü anlattı. Sakız ve Kıbrıs'ın alınmasının ardından İpek Yolu ve ticaret rotalarının İzmir’e kaymasıyla şehrin bir cazibe merkezi haline geldiğini vurgulayan Pardo, bu süreçte Manisa, Avrupa, Yunan adaları ve Selanik’ten İzmir’e yoğun bir Yahudi göçü yaşandığını dile getirdi.
Sefarad Yahudilerinin, yerel Romaniot Yahudileri ile karışarak zamanla kültürel açıdan baskın hale geldiğini belirten Sara Pardo, yerleşim düzeni hakkında da bilgiler verdi. Osmanlı idaresinin gösterdiği bölgelere yerleşen topluluğun, Kadifekale eteklerinden İkiçeşmelik’e uzanan ve "Juderia" (Yahudi Mahallesi) olarak adlandırılan bölgede yaşadığını söyledi.
Havra Sokağı ve Sosyal Yaşam
Havra Sokağı ve çevresindeki sinagog yoğunluğuna dikkat çeken Sara Pardo, havraların sadece ibadet yeri olmadığını, aynı zamanda toplanma ve öğrenme merkezi işlevi gördüğünü ifade etti. Pardo, farklı bölgelerden (Tire, Manisa, Aydın) gelen grupların kendi cemaat yapılarını koruyarak ayrı havralar kurduğunu, bu durumun da bölgede birbirine bitişik çok sayıda sinagogun bulunmasına neden olduğunu açıkladı.
İzmir’deki çok kültürlü yapıya vurgu yapan Pardo, Müslüman Türkler, Rumlar, Ermeniler ve Yahudilerin iç içe yaşadığı bir mahalle kültürünün hakim olduğunu belirtti. Özellikle 1880’lerden sonra kentin Karataş ve Göztepe aksına doğru genişlemesiyle yerleşimlerin bu bölgelere kaydığını anlatan Pardo, halk arasında "Kırk Merdiven" olarak bilinen yapının o dönemde "Ermeni Merdiveni" olarak anıldığını ve bölgenin kozmopolit yapısını koruduğunu sözlerine ekledi.






FACEBOOK YORUMLAR